2009-10-08_2008-02-28 16:54:31 anne-bebek - annemin yastık altı hikayeleri - Blogcu



annemin yastık altı hikayeleri

27/10/2007 - Gebelik sırasında nasıl beslenmeli neler yenmelidir?

Kategori: anne-bebek
Gebelik sırasında nasıl beslenmeli neler yenmelidir?

Gebelikte beslenmenin ana ilkesi 'dengeli beslenme'dir.
Bebek için yararlı ya da zararlı olabilecek 'yenmesi gerekenler ve gerekmeyenler listesi' oluşturmak pratik ve yararlı değildir. Akılda tutulması gereken, bebeğin gereksinimlerinin çok da fazla olmadığıdır. Örneğin, anne adayının gebelik öncesi döneme göre enerji (günlük kalori) ihtiyacı çok fazla artmaz. Çevrenin gebeye gereğinden fazla yemesi için iyi niyetli baskı yapması, doğru olmayan ve sakıncaları bulunan bir tutumdur. Öte yandan gebelikte kilo almamak amacıyla özel bir diyet de uygulanmamalıdır. Gebe kalmadan önce alınan gıdaya ek olarak hergün fazladan 1 tabak etli yemek (kuru baklagil olabilir) ya da 2 yumurta, ayrıca 1 bardak süt, 1 dilim ekmek ve 1-2 tane meyve (elma, armut, muz, portakal gibi) yenmelidir.

Kansızlık nedir? Kansızlığın olmaması için neler yapmalıdır?

Gebelikte pek çok sebeple kansızlık görülebilir. Bunlardan en sık görüleni yetersiz beslenme sonucu oluşan demir eksikliğine bağlı kansızlıktır. Gebelikte gerek annenin gerekse bebeğin artan gereksinimi nedeni ile içinde demir bulunan hapların (kan hapı) kullanılması önerilir. Kan hapları gebeliğin beşinci ayından doğuma kadar ve doğumdan sonra 1 ay süreyle kullanılmalıdır. Kansızlık, vitamin eksikliğine bağlı kansızlık da olabilir. Bu durum yeşil çiğ sebzeleri ve eti yiyen kişilerde görülür. Bu tür kansızlık bir tür vitamin verilerek tedavi edilebilir.

Beklenen doğum tarihi nasıl hesaplanır?

Son adet tarihinin ilk gününden sonra geçen zaman hesaplanarak gebelik yaşı hafta olarak belirlenir. Gebelik süresi ortalama 40 haftadır ve beklenen doğum tarihi buna göre hesaplanır. Bu süreden iki hafta önce ya da sonra olan doğumlar miyadına diğer bir deyişle normal süreli doğumlar olarak tanımlanır. Daha fazla geciken doğumlara doktor müdahale eder ve bebeği doğurtur. Daha erken doğumlara 'prematüre' (eksik) doğum denir. Bu durumda bebeğe özel bakım gerekir.

Gebeyken oruç tutulabilir mi?

Gebelikte öğünlerin sık aralarla ve azar azar yenmesi uygundur. Bebeğin ve annenin ihtiyaçları bunu gerektirmektedir. Anne adayının bedeni uzun süreli açlığa karşı dirençli değildir. Ayrıca, gebelikte bulantı, kusma, mide ekşimesi ve mide yanması olabilir. Bu şikayetler uzun süren açlık dönemlerinde daha da artabilir. Bu nedenlerle anne ve bebek sağlığı açısından oruç tutulması doğru değildir. Oruç tuttuğu halde sağlıklı bir bebek dünyaya getiren anneler olabilirse de bu, her zaman geçerli değildir.

Bebek ne zaman hareket etmeye başlar? Bazen hiç kıpırdamamasının nedeni ne olabilir?

Gebeler bebeğin hareketlerini ilk gebeliklerinin 20. haftasında (4,5 - 5.ay) hissetmeye başlarlar. Sonraki gebeliklerde bundan iki hafta daha önce hissedilir (18.hafta). Bebek rahim içinde uyku ve uyanıklık dönemleri geçirir. Uykudaki bebek az oynar ya da hiç oynamaz. Bu nedenle zaman zaman hareketsiz dönemler olması normaldir. Ayrıca anne adayının hissedemediği hareketler olabilir. Anne günlük çalışma temposu içinde bu hareketlerin farkına varamayabilir. Akşam ve geceleri istirahat halindeyken daha fazla hareket hissedilebilir. Ancak, gebeliğin son iki ayında bebeğin her zaman alışkın olunandan daha az hareket ettiğinin fark edilmesi mutlaka doktora haber verilmesini gerektirir.

Gebelikte doğumu kolaylaştırıcı egzersiz olarak neler yapılabilir?

Gebelikte yürüyüş ve hafif beden hareketleri karın kaslarının kuvvetlenmesini sağlar. Ayrıca gebeliğin solunum kapasitesini de arttırır. Bütün bunlar doğum sırasında gebenin daha iyi ıkınmasına yardım eder. Bu egzersizler sırasında anne adayı kendini aşırı zorlamamaya dikkat etmelidir.
Gebenin sırt kasları, bel kasları ve doğum kanalı kasları güçlü olmalıdır. Böyle olursa gebelikte ağrılar azalır, doğum yapmak da daha kolay olur. Bu amaçla gebelik sırasında sırtın gergin ve dik olmasına, kambur durmamaya dikkat edilmelidir. Bir boy aynası karşısında duruşunuzu sık sık kontrol edin ve dik durun. Otururken de sırtın dik durmasına dikkat edilmelidir. Gebelik sırasında yapılabilecek hafif beden hareketleri aşağıda tarif edilmiştir:
(Önerilen hareketlerden her gün önceleri ikişer kez yapın. Daha sonra sayısını giderek arttırarak, hergün 30'ar kez yapar hale gelebilirsiniz. Bu hareketlerin hepsini birlikte yapamazsanız, hergün yalnızca bir hareketi yaparak da vücut kaslarınızı güçlendirebilirsiniz.)

1. Sırt kaslarınızı kuvvetlendirmek için kollarınızı öne doğru uzatın ve omuz hizasına kaldırın.
Dirseklerinizi bükerek hizayı bozmadan avuçlarınızı birbirine yapıştırın. Avuçlarınızı birbirinden ayırmadan kollarınızı başınızın üstünden sırtınıza doğru gerin ve içinizden 10'a kadar sayarak bu pozisyonda tutun.
2. Bel kaslarınızı kuvvetlendirmek için sırtüstü yere yatın ve dizlerinizi kırarak ayak tabanlarınızı yere basın. Ellerinizi beliniz ile yer arasına koyun. Kendinizi sıkarak belinizi yere bastırın ve 5'e kadar sayın. Bu hareket sırasında beliniz ile yer arasındaki mesafenin yok olması ya da iyice azalması gerekir.
3. Doğum kaslarınızı kuvvetlendirmek için ayaktayken kollarınızı öne uzatın ve sırtınızı dik tutarak, çömelip kalkın.
4. Ayakta dik durarak bir masaya ellerinizle dayanın. Bir gazetenin çeyrek sayfasını küçük bir top haline getirin ve yere atın. Çıplak ayağınızın parmaklarıyla bu topu kavrayın. Dizinizi kırarak topu ayağınızla aynı taraftaki elinize vermeye çalışın. Bu sırada sırtınızın dik pozisyonunu bozmayın. Daha sonra aynı hareketi diğer ayağınızla yapın.

Doğumun başlayacağı nasıl anlaşılır? Ne zaman hastaneye gidilir?

Doktorunuz beklenen doğum tarihini söyleyecektir ama yine de doğumun hangi gün ve saatte başlayacağını bilmek olanaksızdır. Doğumların ancak % 5 kadarı, olası doğum tarihi olarak saptanan günde gerçekleşir. Bu tarihin iki hafta öncesi ve sonrası normal doğum zamanıdır. Bu dönemde haftalık kontrollere gitmek çok önemlidir.
Doğumun başladığının habercileri; rahim ağzını kaplayan kanlı sümüksü bir madde olan 'doğum nişanı'nın gelmesi, bebeğin içinde bulunduğu su kesesinin açılarak 'suyun gelmesi' ve düzenli aralıklarla gelen ve giderek sıklaşan 'doğum sancıları'dır.
Bu belirtilerin hepsinin sırayla ve her kadında aynı şekilde olacağı düşünülmemelidir. Bazı kadınlar nişanı görmeyebilirler. Suyla birlikte geldiği için dikkatlerinden kaçabilir. Bazen hiç sancı olmadığı halde su kesesi açılabilir. Sancıyla hastaneye giden ve su kesesi doktor tarafından doğum anında açılan kadınlar da vardır. Doğum nişanı görüldüğünde hastaneye gelmek gerekmez. Ama doğumun çok yaklaştığını bilerek hazırlanmaya başlayabilirsiniz. Doğumun başlamasıyla gelen su, gebelik süresince var olabilen beyaz-sarı renkli akıntıdan farklıdır. Normal su kıvamındadır Genellikle renksiz ya da hafif sarımsı ve kokusuzdur. Bu sıvı bebeğin içinde yaşadığı su kesesinin açılması sonucu gelir. Miktarı genellikle iç çamaşırdan akabilecek ve bacakları ıslatacak kadar çoktur. Nadiren, suyun geldiği farkedilmeyebilir. Su az ya da çok geldiğinde sancılar başlamamış olsa bile iç çamaşırına bir hijyenik bağ ya da temiz bir havlu koyarak derhal hastaneye başvurmak gerekir. Gebeliğin son aylarında, düzensiz gelip geçici tarzda, kısa süreli, istirahat edilince azalan ve 'doğuma hazırlık ağrıları' denilen sancılar olabilir. Her sancıda telaşlanmak gereksizdir. Ama gerçek doğumun sancıları da başlangıçta düzensiz, süreleri farklı, istirahatle azalabilen niteliktedir. Bir süre sonra düzenli bir hale gelirler, daha uzun sürerler ve istirahatle azalmazlar. Sancılar beş dakikalık aralıklarda tekrarlayan bir sıklığa ulaştığında daha fazla gecikmeden doktorunuza haber vermek ya da hastaneye başvurmak gerekir. Ancak trafik problemini unutmayın!

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

27/10/2007 - GEBELİKDE KİLO ALIMI

Kategori: anne-bebek
Gebelik sırasında ne kadar kilo alınır? Az ya da fazla alınmasının sakıncası var mıdır?

Normalde ortalama 11-16 kg arasında kilo artışı olur. İlk üç ayda 1-3 kg ve daha sonraki aylarda doğuma kadar en çok 10 kg daha alınması en uygundur. Gebelikte annenin kilosu, gebelik öncesi kilosu ile ilgilidir. Zayıf bir anne, 18 kg alabileceği gibi, şişman olan bir anne sadece toplam 6 kg aldığı halde sağlıklı bir bebek doğurabilir. Fazla kilo alınması aşırı enerji (kalori) alımını ya da vücutta su ve tuz tutulduğunu gösterir. Şişman kadınlarda doğum güçlüklerine daha sık rastlanır. Son bir haftada 1 kg'dan fazla ya da son dört haftada 4 kg'dan fazla kilo alınırsa bu durumun tansiyon yükselmesi açısından ciddi bir uyarı olabileceği akla gelmelidir. Az kilo alınması ise beslenme yetersizliğini gösterir. Böyle bir durumda bebekte gelişme geriliği olasılığı vardır. Aşırı ya da az kilo alınıyorsa mutlaka doktora danışılmalıdır

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

27/10/2007 - HAMİLELİKTE DİKKATİ ÇEKEN DİĞER BİR KONU ŞEKER

Kategori: anne-bebek
Hangi hamilelere ilk görüşmede Glukoz tarama testi yapılmalı?

  • - Önceki gebeliğinde hamilelik şekeri saptananlar,
  • - Iri bebek doğurmuş olanlar,
  • - Önceki gebeliğinde suyu çok olanlar,
  • - Şimdiki gebeliğinde iri Can taşıyanlar,
  • - Sakat bebek doğurmuş olanlar,
  • - Ölü doğum yapmış olanlar,
  • - Şişman Anneler,
  • - Tansiyon ve böbrek hastalığı olanlar,
  • - Idrarında belirgin şeker çıkanlar,
  • - Ailesinde şeker hastalığı olanlar, Bu gurup hastalara doğuma dek her 4 haftada bir test yapılmalıdır.

    Hamilelik Şekeri tanısı alan hamileler neler yapmalıdır?
    Eğer açlık kan şekeri 120 nin altında çıkmışsa önce diyet yapmalıdırlar. 1 haftalık diyetten sonra test tekrarlanır. Beslenme bir diyet uzmanı tarafından düzenlenir. Her kişinin diyeti farklıdır. Başkasının diyetini alıp uygulamak son derece yanlıştır. Günlük gereksinim kalori hesabına göre yapılır. Ideal vücut ağırlığı göz önüne alınarak kilo başına 30-35 kalori hesaplanır. Bu kalorinin %40'ı karbonhidrat, %30'u protein, %30'u yağ olarak verilir. Şekerli gıdalardan uzak durulmalıdır.
    Yiyecekler en az 6 öğüne bölünerek verilir. Tüm yenilen yiyecekler kaydedilir ve diyetisyenle sık sık görüşülürse diyet uygulamasının başarı şansı artar. Insülin gereksinimini azaltmak için düzenli egzersiz yapılmalıdır.
  • yok YorumYorum yaz!Bağlantı

    27/10/2007 - HAMİLELİKTE ŞEKER

    Kategori: anne-bebek

    HAMILELIK ŞEKERI.

    Diabetes Mellitus dediğimiz şeker hastalığı kanda şekerin yüksek olmasıdır. Şeker hücrelerin esas enerji kaynağıdır. Yediğimiz besinlerde karbonhidrat denilen kısımlar şeker haline getirilerek kullanılır. Bu şekerin hücreler tarafından alınabilmesi için insülin denilen bir hormona gerek vardır. Insülin midenin arkasındaki pankreas denilen salgı bezi tarafından yapılır. Erken yaşta ortaya çıkan şeker hastalığının nedeni pankreastan salgılanan insülinin yetersiz olmasıdır. Geç ortaya çıkan şeker hastalığında ise salgılanan insülin miktarı normal, hatta normalden bile fazladır. Ama hücrelerde değişik nedenlerle insüline karşı direnç oluşur ve insülin etkisi azalır.
    Hamilelikte hormonal değişiklikler karbonhidrat kullanımını ciddi biçimde etkiler. Insülin miktarı artar. Kan şekeri daha düşüktür. Örneğin hamilelik öncesi 100 olan şeker hamilelikte 70 e düşer. Normal hamilelikte açlık kan şekeri değerleri 60 ile 90 arasındadır. Hamilelik ilerledikçe insüline karşı direnç artar.
    Glukoz plasentadan Can'a kolaylaştırılmış bir yolla geçer. Insülin ise Can'a geçemez. 12. haftadan itibaren Can'ın kendisi insülin üretimine başlar.
    Hormonal değişiklikler hamileliğin 6. ayından sonra şeker hastalığına yatkınlığı arttırır. Hamilelerin yaklaşık %5'inde 24. haftadan sonra şeker hastalığı saptanır. Aç karnına bakılan şeker gerçek durumu yansıtmada yeterli değildir. Bu nedenle her hamile 26-28. haftada 50 gram glukoz tarama testi yaptırmalıdır. Bu testte 50 gram glukoz bir bardak suda eritilip içirilir. 1 saat sonra kanda ölçülen şeker 140'ın altında ise normal kabul edilir. Kan şekerinin 140'ın üstünde çıkması ise riskli olarak yorumlanır ve 3 saatlik yükleme testi yapılır.
    Özellikle aşırı kilo alan, ailesinde şeker hastalığı olan, ya da daha önce iri bebek doğurmuş olan hamilelerin riski daha fazladır.
    Hamilelik şekeri zamanında tanınırsa sorun olmaktan çıkar. Şeker düzeyi diyet ya da insülin ile kontrol altında tutularak hamileliğin ve doğumun normal seyrini izlemesi sağlanabilir. Teşhis edilmeyen olgularda Can'ın vücudu gittikçe irileşir. Iri Can ile normal doğum güçleşir. Vücudu irileştiği için doğum sırasında omuz takılması ve kol kırılması gibi tehlikeli sorunlar ortaya çıkabilir. Daha da önemlisi yenidoğanda kan şekerinde ani düşmeler olur ve farkedilmezse beyinde kalıcı hasarlara yol açabilir.
    Hamilelik şekerini normal şeker hastalığından farklıdır. Normal şeker hastalığında hamilelik daha risklidir. Can'ın yaşamını tehdit eden olaylar gelişebilir. Ancak çok sıkı kontrol ile normal bir hamilelik sağlanabilir. Bu gibi hastaların izleminde şeker kontrolü güç olabilir. Bu nedenle hem dahiliye hem de doğum uzmanı hastayı birlikte izlemelidir. Tedavi başındaki insülin ayarlamaları hastanede yapılmalıdır. Bu hastaların kendi kendilerine şeker ölçmeyi ve insülin yapmayı öğrenmeleri maliyet ve sağlık açısından daha uygundur.
    yok YorumYorum yaz!Bağlantı

    27/10/2007 - BEBEK ASPİRİNİN HAMİLELİKTEKİ ETKİSİ

    Kategori: anne-bebek

    S3700444( www.negatif.com )

    BEBEK ASPIRINI ILE DAHA SAĞLIKLI BEBEKLER DOĞUYOR...

    Irenbe Doğum ve Kadın Hastalıkları Kliniğinde 650 hamile üzerinde yaptığımız çalışma ile hamilelik boyunca günde bir tane bebek aspirini alan hamilelerin bebeklerinin daha sağlıklı olduğu ve annelerininde daha az risk altında kaldığı belirlenmiştir. 3 yıldır klinikte sürdürülen çalışma da 325 hamileye hamilelik boyunca 3. aydan başlamak üzere günde bir tane bebek aspirini verilmiştir. Diğer 325 hamile ise kontrol gurubu olarak tutulmuştur. Bebek aspirini verilen hamilelerde hamileliğin son aylarında daha az tansiyon yükselmesi olmuştur. Hamilelikleri doğum gününe kadar daha az sorunsuz seyretmiştir. Kontrol gurubuna göre bebeklerin doğum ağırlığı 230 gram dah fazla çıkmıştır. Gelişme geriliği riski çok daha az ortaya çıkmıştır. Aspirin kullanmıyan hamilelerde ise hamilelik zehirlenmesi, fazla kilo alınması, ve daha düşük ağırlıklı bebek sayısı daha fazla olmuştur. Aspirin kullanan annelerin bebeklerinde hiçbir ters etki gözlenmemiştir. Bu sonuçlara göre hamilelikte bebek aspirini kullanmak hem anne hem de bebek sağlığı açısından yararlı görülmüştür. Bu nedenle hamilelik boyunca annelerin bebek aspirini almasını beklenmiyen üzücü durumları azaltması açısından tavsiye ediyoruz.

    Aspirin'in nasıl etki ediyor?
    Gebeliğin son aylarında iki tane korkulu rüyamız vardır.
    1. Preklampsi yada gebeliğin neden olduğu yüksek tansiyon hastalığı dediğimiz hamilelik zehirlenmesi
    2. Plasental dolaşım yetmezliğine bağlı fetal gelişim geriliği.
    Bu iki olay birbiri ile bağlantılıdır. Her iki olayda da plasentada ve damar yataklarında PGI2 dediğimiz madde azalırken TXA2 dediğimiz madde artar. PGI2 önemlidir. Bu madde hem damarların açık durmasını sağlar. Hem de kanın pıhtılaşmasını engeller.Düşük doz aspirin bu dengeyi eski haline getirir. Yani PGI2 oranını arttırır. Böylece yüksek tansiyonun gelişmesini ve gelişme geriliğini önlemiş olur.
    Hamilelik zehirlenmesi hala anne ölümlerinin en önenmli nedenidir. Daha 1991 de bile Hollanda da hekimlerin %80'i bu ilac yazmaktaydı.
    Şu anda dünya da genel yaklaşım yüksek risk hastalarda bu ilacın kullanılması gerektiği yönünde. Ancak ilk hamilelikler kendi başına yüksek risk. Kimde ne zaman bu hastalığın geliştiğini bilemiyorsunuz. Özellikle sosyoekonomik düzeyi düşük olan kadınlarda çok daha sık görülüyor. Bu nedenle bizim önerimiz ülkemiz koşulları göz nüne alınarak, çok ciddi bir engel yoksa her hamilede ilacın kullanılması yönünde. Başlangıç ayı olarak 12-14 hafta arasını önermekteyiz. Dünya da yapılan birçok çalışmada bizim çalışmalarımızı destekler yöndedir. Aspirin kullanan annelerin bebeklerin ağırlıkları daha fazla olmaktadır.
    3 YorumYorum yaz!Bağlantı

    <- Sonraki Sayfa ->

    Hakkımda

    hayata dair herşey....

    Kategoriler

    Arkadaşlarım